El-Hizbü'l Masûn 2

"Ölü iken kendisini dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimse..."
"Ve peygamberleri onlara dedi ki: "Onun hükümdarlığının alâmeti, içinde Rabbinizden bir sekine ve bir kalıntı bulunan tabutun gelmesidir."
"Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı sa-bit-kadem eyle ve o kâfir millete karşı bize yardım ihsan eyle."
"Onlar ki, halk kendilerine, "(Düşmanınız olan) insanlar size karşı (ordu) topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu onlann imanını bir kat daha artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" dediler. * Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve lütfuyla geri döndüler."
"De ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah'tan başkasını mı dost edineceğim?"
"Çünkü O, bana karşı çok lütuf kârdır."
" Beni peygamber yaptı. * Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı."
"Başarmam ancak Allah(ın yardımı) iledir. Yalnız Ona dayandım ve yalnız Ona yönelirim."
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir. Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur. "(Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler; onun için düşünmezler."
"Karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir."
"(Düşen) yıldınmlardan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar."
"Telâşa düştükleri zaman (onlan) bir görsen; hiçbiri kurtulamaz."
"İşte zalimlerin cezası budur."
"Sizin dostunuz ancak Allah, Onun elçisi ve inananlardır. "
"Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır."
"O, kullarının üstünde tek hâkimdir. Size koruyucu (melek)ler gönderir."
"Ey iman edenler, yakınınızda bulunan kâfirlerle savaşın; onlar sizde (kendilerine karşı) bir sertlik bulsunlar."
"Fitneden eser kalmayıncaya kadar onlarla savaşın."
"O gün, mü'minler sevinir(ler) * Allah'ın yardımıyla. (Allah) dilediğine yardım eder."
"Allah, iman edenleri dünya hayatında da ahirette de bu sağlam sözle tesbit buyurur."
"Nihayet onlann arasına, içinde rahmet dışında azap kapılı bir sur çekilir."
" Allah onları arkalarından çepeçevre kuşatmıştır."
"Allah, sizin düş-manlarınızı en iyi bilendir. Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter."
"Onlardan korkmayın, Benden korkun."
"O gün bazı kalbler tir tir titrer. * Onların gözleri de önlerinde."
"Onların yaptıklan yüzünden başlarına musibet inip duracak."
"Onlar da ancak korkunç bir ses beklemektedirler."
"Sanki dayanmış keresteler gibidirler."
"Onlan yaratan Allah'ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi?"
"Benim size söylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a bırakıyorum."
"Eğer sabreder ve Allah'tan korkarsanız onların hilesi size hiçbir zarar veremez."
"Sonra onlara karşı size tekrar galibiyet ve zafer verdik, servet ve oğullarla gücünüzü artırdık, sayınızı daha da çoğalttık."
"O zamanı da hatırlayın ki, siz yeryüzünde zayıf ve hakir görülen bir azınlıktınız, insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz; öyleyken sizi banndırdı."
"Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetlerini yâd edin durun: Hani bir topluluk size el uzatmağa (tecavüze) yeltenmişti de, (Allah) onlann ellerini sizden çekmişti."
"Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı mı var? Ondan başka ilâh yoktur."
"Umulur ki, Rabbi-niz düşmanınızı helak eder."
"Umulur ki Allah, kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlüdür."
"Onlar hileye kalkıştılar. Allah da onların hilelerine mukabil cezalarını verdi. Allah, hilekârlığa karşı ceza verenlerin en hayırlısıdır."
"Ve onların tuzağı bozulur."
"Zira gözler kör olmaz; (asıl) göğüslerdeki kalbler kör olur."
"O topluluk yakında hezimete uğrayacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır."
"Biz de onlan, izzet ve kudretimize lâyık bir şekilde derdest ettik."
"Allah size güçlük çıkarmak dilemiyor; bilâkis sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak istiyor."
"Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir."
"Şimdi Allah (yükünüzü) hafifletti ve bildi ki sizde bir zaaf var."
"Allah sizin için kolaylık diler, sizin için güçlük dilemez."
"De ki: "Doğru yol Allah'ın yoludur".
"Size rahmetinden iki nasip versin ve size bir nur bahşeylesin ki, onunla yürüyesiniz."
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeveceklerdir. Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur. "Onların hiçbir yardımcılan yoktur."
"İşte zalimlerin cezası budur."
"Kötülük girdabı başlarına dolansın."
"Allah, onları alt üst etsin."
"Onlar en alçaklar arasındadırlar."
" Ayağa kalkacak güçleri olmamış yardım edenleri de olmamıştı."
"Allah bozguncuların işini düzeltmez."
"Hâinlerin tuzağını Allah başarıya ulaştırmaz."
"Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik de, neticede üstün geldiler."
"Allah iman edenleri müdafaa eder."
"Nurlan, önlerinde ve sağlannda koşar."
"Allah daima onları gözetlemektedir."
"Ne mutlu (onlara). Onların varacakları yer de ne güzeldir."
"Ve onlar o gün korkudan emindirler."
"İşte emniyet onlarındır ve onlar hidayete erenlerdir."
"Onlardır Allah'ın hidayet ettiği kimseler. Öyleyse onların yoluna uy."
"Onlar için ne göz aydınlığı (olan nimetlerin saklandığını hiç kimse bilemez."
"Biz onları halis bir ahiret düşüncesi ile ihlâsa ermiş has kullarımızdan kılmışızdır. * Onlar, yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır."
"Onlara dillerde yüksek bir şerefle anılma nimeti verdik."
"Andolsun ki, Biz onları katımızdan bir bilgiye mazhar olmalarına binaen (kendi zamanlarındaki) âlemlere üstün kıldık."
"Onları seçtik ve onları doğru bir yola ilettik".
"O ikisini, oturmaya uygun ve suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik."
"Ve galip gelecek olanlar, mutlaka Bizim ordumuzdur."
" Bunun üzerine kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan Allah'ın nimet ve lütfuyla geri döndüler."
"(Duydukları) söz sadece selâm, selâmdır."
"...ve sevinçli olarak ailesine dönecektir."
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir. Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur. "Bunlar da ancak korkunç bir ses beklemektedirler ki onun bir an gecikmesi yoktur."
"Onları paramparça ettik."
"Afâk ve kendi nefislerinde onlara âyetlerimizi göstereceğiz. Böylece Kur'ân'ın hakkaniyeti onlar için iyiden iyiye belli olacak."
"Sana vahyedilene sımsıkı sarıl; çünkü Sen dosdoğru bir yol üzerindesin."
"Eğer Sana indirdiğimizden kuşku içinde isen, Senden önce kitap okuyanlara sor. Andolsun, Sana Rabbinden hak geldi. O halde Sen şüphe edenlerden olamazsın."
"Hayır! Yemin ederim yıldızların yerlerine; * Bilseniz, bu büyük bir yemindir."
"Ve O, mü'minler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir."
"Sana Kitab'ı indiren Odur; Onun bazı âyetleri muhkemdir ki bunlar, Kitab'ın esasıdır."
"Bunlar, Allah'ın âyetleridir; Sana onları gerçek ile okuyoruz. Artık Allah'tan ve Onun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?"
"Allah, sana indirdiğini kendi bilgisi ile indirmiş olduğuna şahitlik eder. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Esasen, şahit olarak Allah yeter."
."Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter".
"Allah, her şeyi gözetip karşılığını verir."
"De ki: Rabbimin kelimelerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve yardım için bir o kadarını daha getirmiş de olsaydık yine de Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce denizler tükenirdi." Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir. Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
"Kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bilecekler."
"Kimin makamının daha kötü ve askerinin daha zayıf olduğunu bileceklerdir."
"Onların helaki için bir zaman belirlemiştik."
"O zaman ebediyen iflah olamazsınız."
"Sağ elindeki (asa)nı at da onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz."
"Sen onları toplu sanırsın, ama onların kalbleri dağınıktır."
"Şüphesiz içinde bulundukları (din) yıkılmıştır, yapmakta oldukları da bâtıldır."
"İşte o zaman, bâtıl işleyip duranlar hüsrana uğrayacaklardır."
"Yoksa Sen onların çoğunun dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır! Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar."
"İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır."
"İşte Allah, bilmeyenlerin kalblerini böyle mühürler." Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir. Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
"Yaptıkları haksızlıktan ötürü, o söz (azap) gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar."
"Yaptıklan işlerden dolayı Allah onları başaşağı getirmiştir."
"Artık konuşamazlar."
"O ki, yardımıyla ve mü'minlerle seni destekledi."
"Biz de "ey ateş, İbrahim'e serin ve esenlik ol" dedik. * Ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk."
."Gerçekten Rabbim, doğru bir yol üzerinedir."
"Allah ise onları arkalarından kuşatmıştır. * Hayır! (Hakikatte) o, şerefli bir Kur'ân'dır * Levh-i Mahfûz'da bulunan."
Nebî-i ümmî olan Efendimiz Hz. Muhammed'e, Onun âline ve ashabına, din gününe kadar çok çok salât ve selâm olsun.
Ve Âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla. Kâmil ve Kadîm Allah'ın vechinin nurunu siper edindim.
Allah'ın her şeyi kuşatan kalesine sığındım.
Üzerime saldırana Allah'ın öldürücü oku ve kılıcını attım.
Ey emrinde galip, mahlûkatı üzerinde kâim ve kişi ile kalbi arasına giren Allahım; benimle şeytanın, onların dürtüklemesinin ve kullarından benim kendisine güç yetiremeyeceğim kişilerin arasına gir.
Onların dillerini ve gözlerini bana karşı tut, ellerine ve ayaklarına pranga vur.
Benimle onlar arasına azamet nurundan bir set, kuvvetinden bir perde, saltanatından bir kale koy. Şüphesiz ki Sen, Hayy'sın, Kâdir'sin.
Allahım, tehlikeli yerlerin en aşağısında onların gözlerini kör et, zalimlerin gözlerini de perdele de onların bakışlarına hiç aldırmayayım.
"Şimşeğin panltısı, neredeyse gözlerini alır. * Allah gece ile gündüzü birbiri ardına çevirip duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardır."
"Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla."
"Kâf hâ yâ ayn sâd"
"Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla."
"Hâ mîm * Ayn sîn kaf"
"(Dünya hayatı) gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi birbirine karışmış, arkasından rüzgarın savurduğu çer çöp haline gelmiştir."
"O, öyle Allah'tır ki, Ondan başka ilâh yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, Rahmân'dır, Ra-hîm'dir."
"Yaklaşan gün hususunda onları uyar. Çünki o zaman dehşet içinde yutkunurken, yürekleri ağızlarına gelmiştir. O zalim kâfirlerin ne dostları ne de itibar edilir şefaatçileri vardır."
"Herkes neler getirdiğini anlamıştır. * Hayır! Yemin ederim akıp giden, * Bazen kaybolup bazen de etrafı aydınlatan yıldızlara; * Kararmaya yüz tuttuğunda geceye; * Ağarmaya başladığında sabaha."
"Sâd. Öğüt veren Kur'ân'a yemin ederim ki, * İnkâr edenler (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler."
Yüzleri çirkinleşsin, gözleri kör olsun, dilleri de yorulsun, hayırlarını gözlerinin arasına, serlerini ayaklarının altına, Hz. Süleyman'ın mührünü de omuzlarının arasına koydum.
"Onlara karşı Allah Sana yeter. O Semî'dir, Alîm'dir."
Salât ü selâm Efendimiz Hz. Muhammed'e ve Onun tertemiz, pâk bütün âline olsun. Hamd Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !